• 0 212 213 26 95

SİGORTA TAHKİM
Özel

 ÖZET: Bu nedenle bölge adliye mahkemelerinin açıldığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen hakem heyeti ya da itiraz hakem heyeti kararları istinaf kanun yoluna tabi olup, inceleme bölge adliye mahkemesince yapılacaktır.

T.C.

YARGITAY

17. Hukuk Dairesi

ESAS NO  : 2017/5598

KARAR NO: 2017/12002      

Y A R G I T A Y   İ L A M I

5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanunun 25  ve  geçici 2. maddeleri uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başlamıştır.

5684 Sayılı Sigortacılık Kanunun “Sigortacılıkta Tahkim” başlıklı 12. maddesinin son cümlesinde “Temyize ilişkin usul  ve esaslar hakkında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun uygulanır” düzenlemesi, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 447/2 maddesi “Mevzuatta yürürlükten kaldırılan 18/06/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerinin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” düzenlemesi ile sigortacılıkta tahkim ile ilgili kanun yolunda Hukuk Muhakemeleri Kanunun uygulanacağı anlaşılmaktadır.  Ayrıca 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/5. maddesinde diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtay’a başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabileceği düzenlenmiştir.

HMK.’nın 439/1 maddesinde hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabileceği, iptal davasının ise tahkim yerindeki mahkemede açılabileceği, HMK’nın 410. maddesinde ise tahkim yargılamasında, mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkemenin tahkim yeri bölge adliye mahkemesi olduğu düzenlenmiştir. HMK.’nın 361. maddesinde bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir.

Ayrıca 28 Haziran 2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanunun 45. maddesi ile 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanunun 5. maddesinin 2. fıkrası değiştirilerek 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptal davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara asliye ticaret mahkemesinin heyetçe karar vereceği düzenlenmiştir.

Bütün bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde HMK.’nın  439/1.  maddesi gereği hakem heyeti kararlarına karşı yalnız iptal davası açılabileceği anlaşılmaktadır. HMK’nın  439. maddesinin 6. fıkrasında iptal davasına karşı temyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir. Ancak  bu düzenleme HMK’nın  410. maddesi  gereği tahkim yargılamasında, mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkeme tahkim yeri bölge adliye mahkemesine uygun olarak yapılmış bir düzenlemedir.

Hakem heyeti kararlarına karşı açılacak iptal davalarında Hukuk Muhakemeleri Kanununun 410. maddesi ile daha sonra yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 45. maddesi ile değişik 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanunun 5. maddesinin 2. fıkrasında görevli mahkeme konusunda düzenlemeler  bulunmaktadır.  HMK.’nın 410. maddesinde hakem heyeti kararlarına karşı açılacak davada Bölge Adliye Mahkemelerini görevli sayılırken 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanunun 5. maddesinin 2. fıkrası asliye ticaret mahkemelerini görevli saymıştır. İptal davalarına ister HMK’nın 410. maddesi gereği bölge adliye mahkemesince bakılsın,  ister 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanunun 5. maddesinin 2. fıkrası gereği asliye ticaret mahkemelerince heyet halinde bakılsın,  HMK’nın  361. maddesi gereği temyiz yoluna başvurulabilmesi için bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden  verilen  temyizi  kabil nihai kararlar  ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Bu durum istinaf yargı yolunun getirilmesindeki amaç olan  kararların iki dereceli denetim sistemine tabi olması ilkesine de uygun düşecektir. Bu nedenle bölge adliye mahkemelerinin açıldığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen hakem heyeti ya da itiraz hakem heyeti kararları istinaf kanun yoluna tabi olup, inceleme bölge adliye mahkemesince yapılacağından dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 22/12/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. Hukuk Dairesi 

ESAS NO               : 2017/4685

KARAR NO            : 2017/7442           

Taraflar arasındaki davada Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nce verilen 13.06.2016 gün ve 2016/16599 sayılı karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, saklanmak üzere tevdi edildiği İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olup, dosya için Tetkik Hakimi  Sümeyye Coşkun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, ... Sigorta A.Ş. tarafından tanzim edilen inşaat sigorta poliçesine bağlı olarak inşaatta bulunan cam hasarları neticesinde hasar dosyası açıldığı, hasar tespiti için ... Sigorta A.Ş. tarafından görevlendirilen ekspertizin hazırlamış olduğu raporda, bahse konu hasarın bakım evresi döneminde gerçekleştirildiği  bu sebeple teminat kapsamı dışında olduğu gerekçesiyle sigorta şirketince zararın karşılanmadığını, cam hasarı sebebiyle uğradıkları 173.280,00 TL zararın sigorta kapsamında tanzim edilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, inşaata montajı yapılan 592 dış cephe camının 160 tanesinde çizikler bulunduğu, camlarda çiziklerin ne zaman oluştuğunun tespit edilemediğini, camların taşıma esnasında hasara uğramasının yada bakım döneminde yani montajdan sonra hasara uğramasının teminat kapsamında değerlendirilemeyeceğini savunarak,  davanın reddini talep etmiştir.

Uyuşmazlık hakem heyeti kararında, sigorta konusunun teminat müddetinde, inşaat sahasında bulunduğu sırada, inşaat süresinde bu poliçede gösterilen istisnalar dışında kalan, önceden bilinmeyen ve ani sebeple herhangi bir ziya ve hasara uğraması halini temin ettiği, teminat dışında kalan hallerin inşaatın tamamlanan veya geçici kabulü yapılan, yahut işverene teslim edilen veya işveren tarafından kullanılan kısımlarında doğrudan doğruya veya dolayısıyla meydana gelecek ziya ve hasarlar olduğu, mevcut poliçe ile bakım teminatı alındığı, farklı tarihlerde olmak üzere poliçe vadesinin zeyilnameler ile uzatıldığı ve hasarın poliçe vadesi içerisinde kaldığı kanaati ile poliçede belirtilen muafiyet miktarı düşüldükten sonra 152.737,75 TL'nin davalı tarafından ödenmesine karar verilmiştir.

Sigorta şirketinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itirazı sonucunda, İtiraz Hakem Heyeti'nce TTK 1401/1 maddesi gereğince sigortacının hasarın teminat kapsamında olmadığını ispat edemediği, cam hasarının 05/09/2014 tarihinde meydana geldiği gerekçeleriyle itirazın reddine karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA,  aşağıda yazılı bakiye 7.409,52 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. Hukuk Dairesi

ESAS NO                : 2017/3986

KARAR NO: 2017/7431        

Taraflar arasındaki davada Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nce verilen 02.06.2016 gün ve 2016/824 Esas sayılı karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş  olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, saklanmak üzere tevdi edildiği İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olup, dosya için Tetkik Hakimi  Esra Can tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı/başvuran vekili; davalı yanca düzenlenen İnşaat All Risk Sigortasında CPM ek teminatı verildiğini, poliçeye konu TBM makinesinin tünelde sular altında kaldığını, zararının kısmen giderildiğini ancak bu kapsamda artan makul giderlerin de davalı tarafça ödenmek zorunda olduğunu, elektrik giderleri, tazminata dahil edilmeyen hasarlı parçalara ilişkin giderler ve eksik sigortaya ilişkin itirazları olduğunu ileri sürerek 332.157,11 Euro tazminatın davalıdan tahsili amacıyla Uyuşmazlık Hakem Heyetine başvuru yapmıştır.

Davalı, davacının taleplerinin haksız olduğunu, elektrik giderlerinin fahiş olduğunu ve sadece makinenin tamiri süreciyle ilgili olup olmadığının belli olmadığını, makinenin hasarlı parçalarının bilirkişi tarafından tespit edilmiş olduğunu, daha sonraki süreçte hasarlı parça diye değişim yapmasının kabul edilemeyeceğini savunmuştur.

Uyuşmazlık Hakem Heyeti; başvuru sahibinin talebinin kabulü ile 106.086,64 Euro tazminatın ve makul gider olarak kabul edilen 620.788,97 TL elektrik giderinin 13.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle tahsiline karar vermiştir.

Karara davalı sigorta şirketi vekili itiraz etmiş ise de İtiraz Hakem Heyeti davalının itirazlarının reddine karar vermiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, inşaat all risk sigorta poliçesine dayalı ek tazminat istemine ilişkindir. Davacı/başvuru sahibi, poliçe kapsamında teminat altına alınan makinenin (TBM) tünel çalışması sırasında sular altında kaldığını, meydana gelen zararının davalı sigorta şirketi tarafından karşılandığını, ancak su altında kalan makinenin onarımı için tünelin atölye olarak kullanılması nedeniyle (suyun boşaltılması, havalandırma, aydınlatma, demontaj ve montaj ve bunların sağlanması için kullanılan diğer makinelerin enerji ihtiyacı vb) harcanan elektrik giderlerinin de makul genel giderlerden olduğunu ve sigorta şirketince ödenmesi gerektiğini iddia etmektedir. Bu konuya ilişkin eksper raporunda da; 769.465,03TL (226,081,41 Euro) tutarında 4 adet enerji tüketim faturası, trafo OG şalt, dağıtım panosu, topraklama malzemeleri giderleri enerji giderleri içinde sayılmış, elektrik tüketimine ilişkin maliyet artan genel gider değil onarımın bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Davalı sigorta şirketi ise, fatura bedellerinin pompalara düşen payının tünel girişinde bulunan sayaçlardan okunan tüketim bedeli olarak hesaplanmasının kabul edilemeyeceği, tünel içi elektrik beslenmesi, makineye ulaşma ve demontaj aşamasında sarfedilen elektrik giderinin nasıl hesaplandığının anlaşılamadığı, talebin makul gider olarak değerlendirilemeyeceği yönünde itirazlarda bulunmuştur.

Bilirkişi raporunda davacı/başvuru sahibinin elektrik giderlerine ilişkin talebi konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamış, elektrik harcamalarının sadece makinenin onarım sürecine ilişkin olup olmadığının tespitinin gerektiği ancak bunun da mümkün olmayacağı ifade edilerek tarafların mutabakatına bırakılması yönünde görüş bildirilmiştir. Sigorta Hakem Heyeti ve İtiraz Hakem Heyetince, davacı/başvuru sahibinin elektrik giderlerine ilişkin talebi hakkında, su tahliye çalışmalarının suyun makineye ulaşılacak seviyeye indirilmesine kadar olan süreyi kapsadığı ve makul gider olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde karar verilmiş ise de, elektrik giderlerinin neye göre hesaplandığı, faturalarda belirtilen miktarların gerçekten sadece su tahliye çalışmaları için harcanan elektrik gideri olup olmadığı somut verilerle ve tereddüte mahal bırakmayacak şekilde değerlendirilmemiştir. O halde, sayaçlardan okunan ve tüketim bedeli olarak faturaya yansıtılan elektrik giderinin gerçekten tünele dolan suyun tahliyesi ve tünelin atölye olarak kullanılması için yapılmış makul giderler olup olmadığı, suyun tahliyesi için kaç adet pompa kullanıldığı, bu pompaların ne kadar elektrik enerjisi harcadığı, kullanılan elektriğin şantiye alanındaki başka faaliyetler için sarfedilip edilmediğinin tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespiti gereklidir. Bu hususta, gerektiğinde mahallinde keşif yapılması ve işin uzmanından oluşan yeni bir heyetten rapor alınması gerekirken, davacı/başvuru sahibinin sunduğu faturaların içeriği hususunda değerlendirme yapılmaksızın sonuca varılması doğru olmamış, eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir.

3- Davacı/başvuru sahibinin ek tazminat talebine konu ettiği diğer bir kalem ise, eksper raporunda %4 olarak uygulanan eksik sigorta nedeniyle fazladan tenzil edilen 17.889,92 Euro'ya ilişkindir. Davacı/ başvuru sahibinin bu tazminat talebi yönünden bilirkişilerce herhangi bir inceleme yapılmamış, ancak Sigorta Hakem Heyeti kararının gerekçesinde sigorta priminin makinenin beyan edilen değil olması gereken değeri üzerinden hesap edilmesi gerekirken beyan edilen üzerinden prim alınmış olması nedeniyle eksik alınan primle orantılı olarak ödenmesi gereken tazminattan indirim yapılmasının sigorta bedelinin sigorta değerine denkliği, tazmin ve nimet külfet dengesi prensipleri kapsamında hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı/ başvuru sahibinin eksik sigorta tenzilatının bir kısmının iadesine yönelik talebin reddi gerektiği ifade edilmiştir. Bununla beraber, hakem kararı  sonuç kısmında, davacı/ başvuru sahibinin taleplerinin kabulüne karar verilirken 17.889,92 Euro tazminat talebinin açıkça reddine karar verilmeyip gerekçe ile çelişki yaratıldığı gibi, kabul edilen 106.086,64 Euro ve 620.788,97 TL (226.070,27 Euro) itibariyle zaten davacı/ başvuru sahibinin toplam talebine ulaşıldığı, bu durumda davacının farklı para primleri ile talepte bulunması nedeniyle oluşabilecek kur farkı gözetilerek gizli bir talep aşımına neden olacak şekilde hüküm kurulmaması gerektiği halde İtiraz Hakem Heyetince de bu durum gözden kaçırılarak davalı sigorta şirketinin itirazlarının reddedildiği anlaşılmış olup, karar bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerekmiştir.                                                           

4- Davalı sigorta şirketinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince, sigorta hakem heyeti kararı ile kendisini vekil ile temsil ettiren davacı/başvuru sahibi lehine AAÜT uyarınca tam vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesine eklenen 17. fıkrasına göre, "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir "  26616 sayılı Resmi Gazetede yanınlanan 17.08.2007 tarihli Sigortacılık Tahkimine İlişkin Yönetmeliğe 19.01.2016 tarihinde yapılan değişiklikle eklenen 13. fıkrası uyarınca da, "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir. Anılan hükümdeki "talebi kısmen yada tamamen reddedilenler" ifadesinin hem sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayanları hem de risk üstlenen kuruluş ve güvence hesabını ifade ettiği, ayrıca tahkim yargılamasının çekişmeli yargı olduğu da gözönünde bulundurulduğunda hükmedilecek vekalet ücretinin davacı/başvuru sahibi yönünden de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biri tutarında olması gerekirken,  davacı/başvuru sahibi lehine AAÜT'ne göre asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan tam vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. (Y.11.H.D. 15.01.2016 tarih 2016/64e. 2016/1453k.; Y.17.H.D. 20.09.2017 tarih 2016/11893e. 2017/7997k.)

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hakem kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. Hukuk Dairesi

ESAS NO: 2017/2678

KARAR NO: 2017/7403        

Y A R G I T A Y   İ L A M I

Dosyada yapılan ilk incelemede, yerel mahkemece hakem heyetince verilen kararın taraflara tebliği cihetine gidilmeksizin dosyanın saklanmasına karar verilerek esasın bu kararla kapatıldığı gözlenmiştir.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 16. fıkrasında "....Hakem, kararını Komisyon müdürüne tevdi eder. Komisyon Müdürünce karar en geç üç iş günü içinde taraflara bildirilir; ayrıca kararın aslı dosya ile birlikte Komisyonun bulunduğu yerdeki görevli mahkemeye gönderilir ve mahkemece saklanır." hükmü yer almakta olup Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/B maddesinde de aynı nitelikte hükümlere yer verilmiştir. 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin kararın temyizine ilişkin 12. fıkrasının son cümlesinde temyize ilişkin usul ve esaslar hakkında HMK hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. Keza yine aynı maddenin 23. fıkrasında, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde HMK hükümlerinin sigorta tahkimi hakkında da kıyasen uygulanacağı belirtilmiş, HMK'nın 366. maddesi delaletiyle uygulanması gereken 345. madde hükmü uyarınca da temyiz başvuru süresinin hakem kararının usulen taraflara tebliğinden itibaren başlaması gerektiği hükme bağlanmış ve nihayet temyiz süresi, kararın tebliğinden itibaren 1 ay olarak belirlenmiştir. 

Söz konusu mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve konuyla ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca, sigorta tahkim komisyonu itiraz hakem heyeti kararlarının tebliği ve temyizi halinde yapılması gereken tüm iş ve işlemler bakımından Sigorta Tahkim Komisyonuna verilmiş bir görev ve yetki bulunmamakta olup komisyon müdürü tarafından yapılması öngörülen "bildirimin" kararın tebliği mahiyetinde kabulü mümkün değildir.  Bu itibarla, az yukarda açıklanan HMK hükümleri çerçevesinde, itiraz hakem heyetince verilen karar kendisine tevdi edilen mahkeme, itiraz hakem heyeti tarafından verilen kararı, taraflara tebliğe çıkarmakla ve müteakip işlemleri yapmakla yükümlü olup her iki taraf bakımından da temyiz süresi, hakem kararının kendilerine usulen tebliğinden itibaren işlemeye başlayacaktır.

Bu durumda, dosyanın temyiz incelemesinin yapılabilmesi için, öncelikle, verilen hakem heyeti kararının taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebliği ile buna ilişkin tebligat mazbatalarının evraka eklenmesi, takiben HMK'nın temyiz hükümleri çerçevesinde öngörülen gereklilikler yerine getirildikten sonra Dairemize gönderilmesi için dava dosyasının yerel mahkemeye geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ:  Yukarida açıklanan nedenlerle dava dosyasının yerel mahkemeye GERİ ÇEVRİLMESİNE, 19/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. Hukuk Dairesi

ESAS NO:2017/4761

KARAR NO: 2017/6982        

Davacı vekili; müvekkilinin yurtdışına aşılı karpuz fidesi ihraç ettiğini, bu kapsamda davalı tarafından nakliyat emtia sigorta poliçesi düzenlendiğini, ancak fideler uygun sıcaklık şartlarında taşınmadığından varma yerinde yapılan kontrollerde yanmış ve canlılığını yitirmiş ve tarımda kullanılamayacağının tespit edildiğini, oluşan zarardan davalının poliçe gereği sorumlu olduğunu ileri sürerek zararının tazmini amacıyla sigorta tahkim heyetine başvuru yapmıştır.

Davalı vekili; davacı tarafından taşınacak malın canlı fide olduğunun söylenmediğini, bilgilendirme yükümlülüğüne aykırı davranıldığını, taşımanın dar kamyon klozuna göre yapıldığını, buna göre gerçekleşen hasarın genel şartlarda sayılan hallerden olmadığından teminat dışı olduğunu savunarak başvurunun reddini istemiştir.

İtiraz Hakem Heyeti’nce Dairemizin bozma ilamına uyularak, karayolu ile taşımanın uygun şekilde ve eşyanın niteliğine uyacak şekilde yapılması gerektiği, gerek poliçede gerekse yapılan bildirimde canlı fide taşınacağı kaydının mevcut olduğu, sigorta ettirenin nakliyat taşıma sigortası yaptırırken fidelerin uygun araçla ve uygun koşullar altında taşınması hususunu sigorta ile teminat altına alma iradesi taşıdığını, bu durumda sigorta şirketinin bunların kapsama dahil olmayacağı konusunda bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirerek uygun sigorta türünü önermesi gerektiği, sigorta şirketinin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispata ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı, sigorta poliçesinde emtianın niteliği belirtilmiş olmasına rağmen sigorta şirketinin yeterli korumayı sağlamayan poliçe tanzim ettiği, poliçenin içeriğine ilişkin aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davrandığının sabit olduğu ve emtiasını sigortalayan şirkete herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği, sigorta şirketinin doğan zararın tamamından sorumlu olması gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile 57.286,39 EURO tazminatın sigorta şirketinden alınarak başvurana ödenmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki  yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 8.075,02 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY

11. Hukuk Dairesi

ESAS NO: 2017/4715

KARAR NO: 2017/6934         Y A R G I T A Y   İ L A M I

Davacı vekili, sigorta şirketince Abonman Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi  düzenlendiğini, poliçe tanzim ve başlangıç tarihinin 02.04.2013 olduğunu, 11.04.2013 tarihinde taşıma sırasında hasarın gerçekleştiğini, 16.04.2013 tarihinde sigorta şirketine ihbar yapıldığını, zararın sigorta şirketince karşılanmadığını, toplam 22.056,78 Euro bedelinin tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, talebin 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve bu sürenin geçtiğini ileri sürerek istemin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Hakem heyetince istemin reddine dair verilen karara itiraz üzerine İtiraz hakem heyetince, TTK 1420.maddesi uyarınca istemin 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, TTK 1427/2'ye göre zamanaşımı başlangıcının, hasarın ihbarından 45 gün sonra olarak belirlendiği, buna göre 29.04.2013 tarihinden 45 gün sonranın 14.06.2013 tarihine denk geldiği, bundan sonra 2 yılın geçmiş olduğu, son başvuru tarihinin 14.06.2015 tarihi olmasına rağmen  başvurunun 24.06.2015 tarihinde yapıldığı ve böylece talebin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, itiraz eden vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, itiraz eden vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 06/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

17. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2015/5813

KARAR NO: 2017/11222      

Y A R G I T A Y   İ L A M I

-K A R A R-

Davacılar vekili, olay tarihi itibariyle trafik sigortası bulunmayan motorsikleti sevk ve idare eden davacıların eşi/ babası Seyhan'ın, yoldan geçen sahipsiz köpeğe çarpmasıyla oluşan kazada öldüğünü, davacıların ölenin desteğinden yoksun kaldığını, cenaze ve defin gideri yapıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 31.000,00 TL. maddi tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacılar murisinin kendi kusuruyla gerçekleşen kazada ölmesi nedeniyle, davacılara ödeme yapılması halinde zarara neden olanın mirasçısı sıfatıyla yine davacılara rücu hakları bulunduğunu, alacaklı ve borçlu sıfatları davacılar üzerinde birleştiğinden davacıların tazminat talep hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davacılar murisinin kazada tam kusurlu olduğu, davalı Güvence Hesabı tarafından davacılara zarar gören 3. kişi sıfatıyla ödeme yapılmasından sonra, Güvence Hesabı Yönetmeliği hükümlerine göre zarara sebep olanın yasal mirasçısı sıfatı nedeniyle rücu hakkının bulunduğu, alacaklı ve borçlu sıfatlarının davacılar üzerinde birleştiği, davacıların mirası reddettiklerine dair belge de bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiş; bu karara davacılar vekili İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir. Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından, aynı gerekçelerle, davacı tarafın Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yapmış olduğu itirazın reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davacı vekilinin, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, davacılar murisinin trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle, 6098 sayılı TBK'nun 53. maddesi gereği, destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze gideri istemine ilişkindir.

Davacı taraf, tek taraflı kazada ölen murislerinin desteğinden yoksun kaldıklarını iddia ederek tazminat isteminde bulunmaktadır. Davacıların talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacıların ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacılara yansıtılamayacak, sürücü desteğin tam kusurlu olması, onun desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyecektir (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nun 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca).

Bu durum karşısında; davacıların, zarar gören 3. kişi sıfatına dayanan zarar giderim talebi nedeniyle, davacılar desteğinin kazadaki kusurunun davacılara yansıtılamayacağı, desteğin idaresindeki aracın ZMSS poliçesi bulunmadığı için davalı Güvence Hesabı'nın zarardan sorumlu olduğu, davalının ödeme yapması halinde de davacılara rücu imkanının bulunmadığı hususları gözetilerek; işin esasının incelenmesi ve davacıların tazminat talebinin değerlendirilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçeyle yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 4.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. Hukuk Dairesi

ESAS NO: 2017/4148

KARAR NO: 2017/6788         Y A R G I T A Y   İ L A M I

Davacı vekili, müvekkilinin fabrikasındaki X-RAY cihazının arızalandığını, davalı sigorta şirketince Makine Kırılması Poliçesi ile teminat altına alınan cihazda meydana gelen zararı davalı sigorta şirketinden talep ettiklerini, ancak haksız şekilde talebin reddedildiğini belirterek zararının tam olarak karşılanabilmesi için 65.917,87TL’nin ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, hasara konu cihazın poliçede teminat altına alınmadığını, X ışın tüpünün ekonomik ömrünü tamamladığını ve belirli sürelerde değiştirilmesi ve yenilenmesi mutad olan kömür fırçası ve lamba gibi parçalardan olduğunu, bu sebeple Makine Kırılması Genel Şartlarının 1. Maddesi gereğince teminat dışı olduğunu, poliçeye dercedilen muafiyet tutarının hesaplamada dikkate alınmasını beyan ederek başvurunun reddine karar verilmesini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyeti 06/10/2016 tarihli kararında talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara, karşı davalı vekili itiraz etmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti 13/01/2017 tarihli kararında 6102 sayılı TTK’nın 1401/1. maddesi uyarınca sigorta kuruluşunun bir prim karşılığında teminat verdiği rizikonun gerçekleşmesi halinde tazminat ödemekle yükümlü olduğunu belirterek somut olayda dava konusu hasarlı cihaz için prim ödendiğinin ve teminat verildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle Uyuşmazlık Hakem Kararının  bozulmasına ve başvurunun reddine karar vermiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının rizikonun meydana geldiği 03/03/2014 tarihten sonra makinenin 08/05/2014 tarihli zeyilname ile teminat kapsamına alındığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA,  istek halinde aşağıda yazılı 833,60 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 30/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

17. Hukuk Dairesi

ESAS NO                : 2016/13155

KARAR NO: 2017/10911      

Y A R G I T A Y   İ L A M I

-K A R A R-

Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyetinin 2011/E-1427-9  K-2012/98 Karar sayılı 31/01/2012 tarihli  kararı davacı vekiline 17.02.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 maddesi yollaması ile HUMK'nun 432.maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 20.02.2014 tarihinde harç yatırılarak temyiz defterine kaydedilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 23/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

17. Hukuk Dairesi

ESAS NO                : 2015/4952

KARAR NO: 2017/10884

Y A R G I T A Y   İ L A M I

DAVALI : Axa Sigorta A.Ş.

Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen 21.05.2014 tarih, 2014/1586  sayılı karara karşı yapılan itiraz üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 19.08.2014 tarih, 2014/İHK-531  sayılı itirazın reddine dair kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davacı şirkete trafik sigortalı araç içinde yolcu olan davacının yaşanan trafik kazasında %30,2 oranında malul kaldığını, maluliyeti nedeni ile bakım ihtiyacının bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 41.000,00 TL bakıcı giderinin 12.12.2011 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacının talebinin reddine karar verilmiş; bu karara davacı vekili, İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir. Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından, itirazın reddine  karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, trafik kazasından kaynaklanan maluliyet nedeni ile bakıcı gideri istemine ilişkindir. Uyuşmazlık hakem  heyeti ve itiraz hakem heyeti komisyonunca davacının bakım ihtiyacı halinde bulunduğuna ilişkin sağlık kurulu raporu olmadığı, davacının bakım ihtiyacının ne düzeyde olduğunun da davacılar tarafından tam izahatının yapılmadığı gerekçeleri ile talebin ve itirazın reddine karar verilmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde "Bedensel zararlar özellikle şunlardır: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin  sarsılmasından doğan kayıplar" denilmek suretiyle, cismani zarar halinde, zarar görenin talep edebileceği zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, cismani zarar sonucu doğan bakım ihtiyacı  ve bunun için yapılacak giderin de madde kapsamında olduğu açıktır. Uğranılan cismani zarar nedeniyle doğan bakım ihtiyacı ve yapılacak bakıcı giderinin doğru tespiti açısından ise, bakım ihtiyacının boyutunun belirlenmesi büyük önem arzetmektedir.

Eldeki davada davacı Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası için alınan %30.2 oranındaki maluliyet raporunu sunmuştur. Ancak söz konusu raporda davacının belirlenen maluliyetine göre bakım ihtiyacı içinde olup olmadığına dair olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. O halde hakem heyetince, davacının mevcut maluliyet durumu değerlendirildiğinde bakım ihtiyacı halinde olup olmadığı ve ihtiyaç halinde ise süresine ilişkin Adli Tıp Kurum 3. İhtisas Dairesinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin itirazlarının kabulü ile itiraz hakem heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 23/11/2017  gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

  1. Hukuk Dairesi

ESAS NO                : 2017/4447

KARAR NO: 2017/6453        

Davacı vekili, All Risks Sigorta Poliçesi ile sigortalanan müvekkiline ait otel inşaatında meydana gelen yangın nedeniyle oluşan hasar bedelinin sigorta şirketince eksik tazmin olunduğunu ileri sürerek 23.608,38 Euro’nun davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, riziko adresinde meydana gelen hasar bedelinin eksperce 24.466,32 Euro olarak tespit edildiğini, bu tutara poliçede yer alan muafiyet şartının uygulanması sonucu 21.966,32 Euro hesaplandığını ve bu tazminatın sigortalıya ödendiğini, davacı tarafça istenen tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davacının tazminat talebinin reddini istemiştir.

Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti 04.07.2014 tarihli kararı ile dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporuna göre davalının 3.749,15 Euro fazla ödemiş olması nedeniyle  şirketin tazminat alacağı kalmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.

Red Kararına karşı talep sahibinin itirazda bulunması sonucu Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 28.10.2014 tarihli kararı ile; davalı sigorta şirketinin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediği zira bilgilendirme formunun sigorta ettirene verildiğine ilişkin bir bilgi bulunmadığından, bilgilendirme yapılmadığı dolasıyla bilgilendirme yükümlülüğünün ihlal edildiği gerekçesi ile itirazın kabulüne, 12.843,63 Euro'nun sigorta şirketinden tahsiline karar verilmiş, karar Dairemizce bozulmuştur.

Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nce bu kez 29.11.2016 tarihli karar ile başvuru sahibinin uyuşmazlık hakem heyeti kararına karşı yapmış olduğu itirazın reddi ile  28.10.2014 tarihli kararın kaldırılmasına, 04.07.2014 tarihli kararın onanmasına karar verilmiştir.

Kararı, davacı (başvuran) vekili temyiz etmiştir.   

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı (başvuran) vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı,  davacı (başvuran) vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA,  temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

  1. Hukuk Dairesi

ESAS NO                : 2016/19933

KARAR NO: 2017/10859      

Davacı vekili, 14.11.2015 tarihinde mülkiyeti davacı Şükrü'ye ait, Saadettin Şahin sevk ve idaresindeki 34 VU 6067 plakalı aracın tek taraflı trafik kazası yaptığını, aracın ağır hasarlı olduğunu, perte çıktığını, aracın piyasa değerinin 47.759,00 TL olduğunu, söz konusu hasarın davalı kasko firmasının karşılaması gerektiğini, davalı kasko firmasına noter kanalı ile 16.11.2015 tarihinde ve 12.02.2016 tarihli  ihtarname çekildiğini, ödeme yapılmaması sebebi ile iş bu başvurunun yapıldığını, sigorta rayiç bedeli olan 47.759,00 TL'nin sigortaya başvuru tarihi olan 16.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Halk Sigorta A.Ş'den tahsiline yapılan masrafların ve vekalet ücretinin borçlu Halk Sigorta A.Ş'den tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, kaza anı fotoğraflarının 02:32 de çekildiği, polis raporunda ise kaza saatinin 03:00 olarak yazıldığı, alkol ölçümünün 03:31 de yapıldığı, kaza saati ile polisin kaza yerine gelişi sırasında 1 saat süre olduğunu, müracaatçı Şükrü'nün oğlu Yasin Ekinci nin kazada sürücü değişikliği yaptığını ikrar ettiğini, kaza tanıkları ile sürücünün beyanlarında çelişkiler bulunduğunu beyan ederek  kasko poliçesi şartları gereği başvuru sahibi sürücü değiştirdiğinden dolayı başvuru sahibinin talebinin reddini talep etmiştir.

Hakem heyetince 21.03.2016 tarih, 2016/7497; Başvuru talebinin kısmen kabulü ile 17817,72 TL hasar tazminatının 14.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Halk Sigorta AŞ den tahsili ile başvuran Şükrü'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş,  davalı sigorta şirketinin karara itirazı üzerine itiraz hakem heyeti tarafından İtirazın Kesin olarak reddine karar verilmiş,  İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 21.11.2016 tarihli, 2016/4154 Dİş E-K. sayılı kararı ile Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyetinin kararının mahkemede saklanmasına, mahkeme esas kaydının kapatılmasına karar verilmiş, itiraz hakem kararı, davalı sigorta vekili tarafından temyiz edilmiştir.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/12. maddesi gereğince verilen 40.000,00 TL'nin altındaki hakem kararlarına karşı itiraz yoluna, 40.000,00 TL'nin üstündeki hakem kararlarına karşı ise temyiz yoluna gidilebilir. Sigorta tahkim komisyonunca kabul edilen miktar 40.000,00 TL'nın  altında olup sigorta hakem heyetince verilen karar kesin olmakla temyiz isteminin reddi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin (dilekçesinin) REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 22.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

T.C.

YARGITAY

  1. Hukuk Dairesi

ESAS NO                : 2015/2680

KARAR NO: 2017/10816      

Davacı (talep eden), davalıya zorunlu trafik sigortalı araçta yolcu iken meydana gelen iki taraflı trafik kazası sonucu kendisinin yaralandığını, davalı tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunu, maluliyet oranının daha fazla olduğunu beyanla, 150.000 TL maddi tazminatın faizi ile tahsilini talep etmiştir.

Davalı (karşı taraf) vekili, müvekkilinin sigortalı aracın kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, olayda hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

Hakem heyetince 24.11.2014 tarihli, 2014/İTK-4 sayılı kararı ile Dairemizin ilgili bozma ilamına uyulmasına karar verilerek toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı sigorta şirketinin itirazının reddine ve bu çerçevede davalı tarafından ispatlanamayan hatır indiriminin uygulanmamasına; başvuran Kıymet Yüce’ye 135.397,34 TL tutarındaki tazminatın 21.06.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte Ergo Sigorta A.Ş.’den alınarak ödenmesine karar verilmiş, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 29/12/2014 tarihli, 2014/835 D.İş E.- 2014/835 D.İş Karar sayılı kararı ile Sigorta Tahkim Komisyonunun Hakem heyetinin 08/11/2013 gün K-2013/2278 sayılı kararı ile ilgili dosyanın mahkemede saklanmasına, mahkeme esasının kapatılmasına karar verilmiş; hakem kararı davalı (karşı taraf) vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı (karşı taraf) vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Talep trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

Hakem heyetince daha önce talebin kısmen kabulüne karar verilmiş, itiraz üzerine davalı (karşı taraf) vekilinin itirazının reddine dair verilen karar davalı (karşı taraf) vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 10.7.2014 tarih, 2014/13060 E., 2014/11091 K. sayılı ilamıyla davalının (karşı taraf) hatır taşıması iddiası ve davacının yolcusu olduğu araç sürücüsünün ehliyeti bulunmadığından davacının müterafik kusurlu olduğu iddiasının TBK 43. ve 44. maddeleri uyarınca tartışılması gerektiği gerekçesiyle hakem kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamı sonrası itiraz hakem heyetince hatır taşıması indirimi tartışılmış ise de, bozma ilamının gereği kısmen yerine getirilmeyerek davacının müterafik kusuru bakımından herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamı lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşur. Bu nedenle bozma ilamının gereğinin tamamen yerine getirilmesi gerekir. Bu durumda itiraz hakem heyetince davalının müterafik kusur savunması üzerinde durularak ve taraf delilleri toplanarak TBK’nın 44. maddesi uyarınca tazminattan indirim yapılması gerekip gerekmediği tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı (karşı taraf) vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı (karşı taraf) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hakem heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya (karşı taraf) geri verilmesine 21/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

T.C.

YARGITAY

  1. Hukuk Dairesi

ESAS NO                : 2016/18038

KARAR NO: 2017/10801      

Başvuran vekili Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurusunda;   12.05.2010 tarihinde müvekkilinin  dava dışı Erkan Akkaya idaresinde olup davalı Güneş Sigorta AŞ'ye ZMSS poliçesi ile sigortalı olan  09 DU 236 plakalı motorsiklette yolcu iken,09 DU 236 plakalı aracın dava dışı Halil Toksoy   idaresinde olup diğer davalı Işık Sigorta AŞ ye ZMSS poliçesi ile sigortalı olan 09 LM 618 plakalı araçla çarpışması sonucunda müvekkilinin yaralanarak sakat kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 40.000 TL sürekli ve geçici işgöremezlik zararı ile 500 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 41.500 TL nin 15.09.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş,  yargılama sırasında talebini   228.764,02  TL ye yükseltmiştir.

Davalılar vekilleri,  davanın reddini savunmuştur.

Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince,  talebin kısmen kabulü ile,171.573,01 TL'nin 15.09.2015 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline  karar verilmiş, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince, davalılar vekillerinin itirazı üzerine; itirazların reddine karar verilmiş, Sigorta Tahkim Komisyonunu İtiraz Hakem Heyeti  kararı, davalı Güneş Sigorta A.Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere göre,  davalı Güneş Sigorta AŞ vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat  istemine ilişkindir.

Davalı Güneş Sigorta AŞ vekili,  davacının araçta yolcu olarak bulunduğunu belirterek hatır taşıması  olduğu iddiasında bulunmuştur. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenerek yerleşmiş bulunmaktadır. Bu itibarla, davalı vekilinin bu beyanı üzerinde durularak, ceza mahkemesi dosyası getirilerek  ve  mahkemece taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi, hatır savunmasının kabulü halinde %20 oranında indirim yapılması gerekirken açıklanan hususlar araştırılmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Hakim, tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Hakem Heyetince  bu husus gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile karar tesisi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı  Güneş Sigorta A.Ş vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Güneş Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı Güneş Sigorta A.Ş'ye geri verilmesine 21.11.2017 tarihinde oybirliği  ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

  1. Hukuk Dairesi

ESAS NO                : 2017/2681

KARAR NO: 2017/6129        

Davacılar vekili, sigorta tahkim komisyonuna başvurarak yapmakta oldukları Tünel İnşaatında tabliye betonunun çökmesi neticesinde meydana gelen 47.058,54 TL zararın inşaat All Risk Sigorta poliçesi kapsamında davalılardan tahsili ile müvekkillerine ödenmesini talep etmiştir.

Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.

Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İnşaat Sigortası Genel Şartları A.4 Teminat Dışı Haller başlıklı maddesinin (ı) bendi uyarınca malzemenin bozukluğundan ayıbından ve kusurlu işçilik neticesinde oluşan hasarların teminat dışında kaldığının belirtildiği, buna göre alınan raporlar doğrultusunda da yapılan kalıp iskelesinin belirlenen kriterlere uygun olarak yapılmadığı, beton demir ve kalıp yükünü taşıyamadığından oluşan hasarın teminat dışında kaldığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, davacılar vekili tarafından yapılan itiraz sonucunda Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince tüm dosya kapsamına göre beton kalıp iskelenin ayıplı malzemeden yapıldığı, buna bağlı olarak hasarın meydana geldiği, poliçe teminatı kapsamında kalabilmesi için bozuk olmayan, ayıpsız malzeme ve hatasız işçilikle inşa edilmiş olması gerektiği gerekçesiyle Hakem Heyeti kararında isabetsizlik bulunmadığından itirazın reddine karar verilmiştir.

Sigorta Tahkim Komisyonu kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

T.C.

YARGITAY

  1. Hukuk Dairesi

ESAS NO                : 2015/18032

KARAR NO: 2017/10380      

Davacılar vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu aracın, davacıların eşi/ babası Fırat'ın idaresindeki araca çarpmasıyla ölümlü kaza meydana geldiğini, davacıların ölenin desteğinden yoksun kaldığını, davalı sigortalısının kazada asli kusurlu olduğunu ve davalının zarardan sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.000,00 TL. destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 03.06.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle, toplam taleplerini 202.574,98 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili, davaya konu kazada davacılar murisinin kusurlu olduğunu ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, davacıların zararı ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacıların talebinin kabulü ile davacı Kadriye için 178.132,00 TL. ve Necati Muhammet için 24.442,98 TL. olmak üzere toplam 202.574,98 TL'nin 21.11.2014 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; bu karara davalı vekili İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir. Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından, KTK'nun 88/1. maddesi gereği birden çok kişinin birlikte zarara sebep olduğu durumda, her birinin zarardan müteselsilen sorumlu olduğu, davalının müteselsil sorumluluk gereği tam tazminattan sorumlu olduğu, hesap raporunun Yargıtay uygulamalarına uygun hesaplamaları içerdiği gerekçesiyle, davalı vekilinin Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itirazın reddine karar verilmiş; karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; davacılar desteğinin kazada kusursuz olduğu da gözetildiğinde, KTK'nun 88/1. maddesi gereği birlikte zarara sebep olanlardan her birinin zararın tamamından müteselsilen sorumlu olduğu gözetilerek kusur indirimi yapılmaksızın tazminatın belirlenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına; Dairemiz'in yerleşik uygulamaları ile benimsenen ilkelere uygun biçimde davacıların destek paylarının belirlenmiş olmasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, 6098 sayılı TBK'nun 53. maddesi gereğince destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

Davacıların talep edebilecekleri tazminat miktarının saptanması bakımından alınan ve hakem heyeti tarafından da hükme esas alınan 03.06.2015 tarihli bilirkişi raporunda; davacı eş Kadriye'nin rapor tarihindeki yaşı ile 18 yaşından küçük bir çocuğunun bulunması nedeniyle yapılacak indirimden sonra, % 22 evlenme ihtimali bulunduğu kabul edilerek, hesaplanan tazminattan bu oranda indirim yapıldığı görülmektedir.

Vefat edenin bakımından yararlanan eşin yeniden evlenmesi veya fiili olarak bakım ihtiyacını karşılar biçimde birliktelik yaşaması halinde bakım ihtiyacının sona erdiği ve yitirilmiş destek ediminin yeni bir destek edimiyle karşılanmış olacağı dikkate alınarak hayatta kalan eşin desteklik süresi içerisinde yeniden evlenme ihtimalinin belirlenmesi gerekir. Bu bağlamda, eşin yaşı, 18 yaşından küçük çocuk sayısı, sağlığı, görünümü, ekonomik durumu gibi etkenler değerlendirilerek bu belirlemenin yapılması gerekir.

Dairemiz'in yerleşmiş içtihatları gereği; evlenme ihtimali oranları belirlenirken, destek gören eşin kaza tarihindeki yaşına göre, AYİM Evlenme İhtimali Tablosu'ndaki belirlemelerin esas alınması gerekmektedir. O halde, davacı eş Kadriye'nin kaza tarihindeki yaşı (22) ve küçük bir çocuğu bulunduğu gözetilerek, evlenme ihtimali oranının belirlenmesi gerekirken; hatalı biçimde, rapor tarihindeki yaşı (ve bu da yanlış belirlenmiş) esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 13/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

 

 

Fotoğraf Galerisi

Hakem/Arabulucu Müracaat

  Mail is not sent.   Your email has been sent.

Müracaat Edin Biz Sizi Arayalım

  Mail is not sent.   Your email has been sent.
Yukarı